Mülteci Parfümü – Sağ Yanımda Aşk

Mülteci Parfümü – Sağ Yanımda Aşk

Gülcan Tezcan

  • Yayınevi: Erdem
  • Yaş Grubu: Yetişkin
  • Tarihi: 2017
  • Kitap Boyutları: 17 x 22
  • Sayfa Sayısı: 288
  • Barkod No:

Ücretsiz Kargo ₺39.90 ₺49.00

EkleSepete Ekle Whatsapp Sipariş Whatsapp Sipariş

Kitap Özeti

Mülteci Parfümü – Sağ Yanımda Aşk kitabı özeti ve kitap hakkında.

MÜLTECİ PARFÜMÜ

Tüm bunlar son 6-7 sene içinde oldu. Ölümü göze alarak yaşam yolculuğuna çıkan binlercesi, yaşamaya erişemeden Ak Deniz’in karanlık sularında kayboldu. Dünya kamuoyu ise onların hikâyesini hep başkalarından dinledi. Uzmanlara, resmi makamlara, sayılara hatta denizlerin suyuna kulak verdi de kimsenin aklına, hikâyeyi yaşayanlara sormak gelmedi. Bu kez hikâyeyi gerçek özneler anlatıyor. Savaşı, özlemeyi, korkmayı, beklemeyi, itilmeyi, hayal kırıklığını, umudu, hayatlarını sırt çantalarında, sınırlardan kaçak geçiren mültecilerden dinliyoruz. Ayşe Böhürler, onlarla birlikte Suriye’den yola çıkıp Türkiye, Yunanistan, Makedonya, Avusturya, Almanya, Hollanda, Danimarka sınırlarından geçiyor. Yeniden kurulacak bir hayat için onlarla birlikte umut ediyor, kamplarda kalıyor, evrakları tamamlamaya çalışıyor, İslamofobik saldırılarla baş etmeye çalışıyor, alfabesi farklı yeni bir dili öğreniyor ve savaşın bittiği güzel Suriye günlerini hayal ediyor. Her şey mülteciler adına değil, onlarla birlikte oluyor… Suriye ile Danimarka arası, en kısa yoldan yaklaşık 3 bin 800 kilometre. Siz de bir ömür, çocuklar ve çokça korkuyla, saklanarak gidilen bu yolda mültecilerle birlikte yürüyün! Botlarda canınız için dua edin, belirsiz sürelerce sınırlarda bekleyin, belli sayılarca “kabul” edilin!Sırt çantalarında ömür taşıyan, ömürlerini sınırlardan kaçak geçirenlerin hikâyesini bu kez kendilerinden dinleyin! “-Bir kere buraya geldiğinizde kalbiniz her gün gelmenizi istiyor. O yüzden bedenimin yorgunluğu umurumda değil. Gerçek işimi kaybettim burada vakit harcamaktan.– Nasıl dayanıyorsun?
– Kamp dışında bir yerim var. Bazen ağlamaya oraya gidiyorum. Sadece kendimi boşaltmak için. İnsanların beni zayıf görmesini istemem. Burada geçirdiğim vakit de duygularımı kaybediyorum. Herkes korkmuş ve şaşkınken düşmüş insanlar görüp, gidip onları ayağa kaldırıyorum. Sonra onun kontrol edilmesi için doktorları çağırıyorum. Çünkü burada birine bir şey olursa ne yapılacağını öğrenmiş oldum. Çocuklar ağladığında, şaşkın şaşkın herkes onlara bakarken yanlarına gidiyorum ve yardım etmeye çalışıyorum. Kim ağlıyorsa onlarla ağlıyor, kim acı çekiyorsa onlarla birlikte acı çekiyorum. Hepsinin korkuları yüzlerinden okunuyor ve birçoğu parasız. Bir gün yemek yapıyordum. 50 yaşlarında bir adam sürekli ağlayarak dizlerini dövüyordu. Yanına gidip yardım etmek istedim. “Sen bana yardım edemezsin.” dedi. “Nereye gidiyorsun?” dedim. “Bilmiyorum artık hiçbir yere seyahat etmek istemiyorum, burada kampta kalmak istiyorum. Annemi, karımı kaybettim. 6 çocuğum ve bir kardeşim denizde boğuldu. Param yok, hiçbir dileğim yok. Sadece burada kalmak istiyorum. Gidecek hiçbir yerim yok!” Mülteci parfümüne alışınca başka bir yere gidemiyorsun.– “Mülteci parfümü” ne demek Kemal?
– Üzüntünün parfümü bu. İnsanı alıştırıyor. Bir adam bana “Eğer verecek paran olmasaydı ne yapardın?” diye sordu.Ona “Buraya sadece size gülümsemek için gelirdim, size çektiğiniz acıları bir an olsun unutturmak için gelirdim.” dedim. Hepsi bu kadar.

SAĞ YANIMDA AŞK

Her dilde, hakkında en çok yazılan ve en çok konuşulan kelimedir AŞK. Harfler, lisanlar, telaffuzlar değişir de onun, kalbi gönül, gönlü de umman yapan hâli aynı kalır. AŞK her dilde aynı şekilde tezahür eder. Ona, kim ne yakıştırmışsa dünya kurulduğundan beri, o insandandır, yetersizdir! Çünkü kim neresinden yandıysa onunla tarif eder. Tarifler birikir. Aralarında çelişir. Kimi yedi kata düşürür, kimi yedi kata çıkarır. Kimse, avucunun yangınından ötesini bilemez. Biz; kızıldan kızıl, zehirden zehir, derinden derin bir hikâyenin peşinde değiliz. Öylece, dokunulmaya kıyılamamış, anlatılırken mahcup, lisanlardan ve kof kelimelerden saklanmış hikâyeleri derledik. Biz; hayatı, evlerinden masallar, şiirler, kitaplar uçuşan gönülleri, tarifsiz ve hürmetle yaşanan aşkları, her şeyin çerçeveler içinde sunulduğu zamanların ortasına, ümit diye yerleştirmek istedik. Bu kitap, Gülper-Halit Refiğ, Berat-Cahit Zarifoğlu, İsmet-Mehmet Akif Ersoy, Meşkure-Ahmet Kabaklı, Fevziye-Cemil Meriç, Şirin Pancaroğlu-Utku Dervent, Hicran-Ergun Göze’nin hikâyesi. Bu kitap, hızlı zamanların yitirdiği hayalin hikâyesi. Bu kitap, içinde kocaman bir boşlukla dolaşanlara, boşluğun derinliğince verilen ümit! Bu kitap, kalpler solda atarken, sağdan akan nehrin serinliği!

Sepet 0 SEPET