Herkes  İçin Jeopolitik -Mülteci Parfümü

Herkes İçin Jeopolitik -Mülteci Parfümü

Ayşe Böhürler Pascal Boniface

  • Yayınevi: Erdem
  • Yaş Grubu: Yetişkin
  • Tarihi: 2017
  • Kitap Boyutları: 17 x 22
  • Sayfa Sayısı: 288
  • Barkod No:

Ücretsiz Kargo ₺39.90 ₺42.00

EkleSepete Ekle Whatsapp Sipariş Whatsapp Sipariş

Kitap Özeti

Herkes İçin Jeopolitik -Mülteci Parfümü kitabı özeti ve kitap hakkında.

HERKES İÇİN JEOPOLİTİK

Günümüz dünyasını hiçbir etkeni göz ardı etmeden, kapsamlı bir siyasi bakışla okumak isteyenlerin karşısına çıkacak birtakım sorular vardır. Bu sorular da genellikle, tarih boyunca örgütlenmiş insan toplulukları arasındaki ilişkilerin yapısını ve seyrini belirleyen güç kavramının çağımızda çok farklı biçimlerde yürürlüğe girebiliyor olmasından kaynaklanır. Öyleyse çağımızda güç nedir? Gücün bu yeni biçimleri hangi başlıklar altında, hangi göstergeler üzerinden tespit ve tahlil edilebilir? Devletlerin rekabetlerini açıklayan eski denklemler halen ve aynen geçerli midir? Yoksa ortaya çıkan yeni fenomenler, eski denklemlere yeni dinamikler mi getirmiştir? Teknolojik ilerleme, küresel ısınma, terör örgütleri, spor müsabakaları, siber savaşlar, sivil toplum kuruluşları… Koşullarını belirleyen unsurların bu kadar çoğaldığı bir dünyayı, eskiden olduğu gibi devletlerin yalnızca askerî güçlerini göz önünde tutarak anlamaya çalışmak doğru mudur?

Herkes İçin Jeopolitik, herkese hitap eden bir kitap: Anlaşılır bir üslupla okurlarına, günümüz dünyasını çağımızdaki bütün gelişmeleri göz önünde tutarak okumanın bir yolunu öneriyor.

MÜLTECİ PARFÜMÜ

Tüm bunlar son 6-7 sene içinde oldu. Ölümü göze alarak yaşam yolculuğuna çıkan binlercesi, yaşamaya erişemeden Ak Deniz’in karanlık sularında kayboldu. Dünya kamuoyu ise onların hikâyesini hep başkalarından dinledi. Uzmanlara, resmi makamlara, sayılara hatta denizlerin suyuna kulak verdi de kimsenin aklına, hikâyeyi yaşayanlara sormak gelmedi. Bu kez hikâyeyi gerçek özneler anlatıyor. Savaşı, özlemeyi, korkmayı, beklemeyi, itilmeyi, hayal kırıklığını, umudu, hayatlarını sırt çantalarında, sınırlardan kaçak geçiren mültecilerden dinliyoruz. Ayşe Böhürler, onlarla birlikte Suriye’den yola çıkıp Türkiye, Yunanistan, Makedonya, Avusturya, Almanya, Hollanda, Danimarka sınırlarından geçiyor. Yeniden kurulacak bir hayat için onlarla birlikte umut ediyor, kamplarda kalıyor, evrakları tamamlamaya çalışıyor, İslamofobik saldırılarla baş etmeye çalışıyor, alfabesi farklı yeni bir dili öğreniyor ve savaşın bittiği güzel Suriye günlerini hayal ediyor. Her şey mülteciler adına değil, onlarla birlikte oluyor… Suriye ile Danimarka arası, en kısa yoldan yaklaşık 3 bin 800 kilometre. Siz de bir ömür, çocuklar ve çokça korkuyla, saklanarak gidilen bu yolda mültecilerle birlikte yürüyün! Botlarda canınız için dua edin, belirsiz sürelerce sınırlarda bekleyin, belli sayılarca “kabul” edilin!

Sırt çantalarında ömür taşıyan, ömürlerini sınırlardan kaçak geçirenlerin hikâyesini bu kez kendilerinden dinleyin! “-Bir kere buraya geldiğinizde kalbiniz her gün gelmenizi istiyor. O yüzden bedenimin yorgunluğu umurumda değil. Gerçek işimi kaybettim burada vakit harcamaktan.

– Nasıl dayanıyorsun?
– Kamp dışında bir yerim var. Bazen ağlamaya oraya gidiyorum. Sadece kendimi boşaltmak için. İnsanların beni zayıf görmesini istemem. Burada geçirdiğim vakit de duygularımı kaybediyorum. Herkes korkmuş ve şaşkınken düşmüş insanlar görüp, gidip onları ayağa kaldırıyorum. Sonra onun kontrol edilmesi için doktorları çağırıyorum. Çünkü burada birine bir şey olursa ne yapılacağını öğrenmiş oldum. Çocuklar ağladığında, şaşkın şaşkın herkes onlara bakarken yanlarına gidiyorum ve yardım etmeye çalışıyorum. Kim ağlıyorsa onlarla ağlıyor, kim acı çekiyorsa onlarla birlikte acı çekiyorum. Hepsinin korkuları yüzlerinden okunuyor ve birçoğu parasız. Bir gün yemek yapıyordum. 50 yaşlarında bir adam sürekli ağlayarak dizlerini dövüyordu. Yanına gidip yardım etmek istedim. “Sen bana yardım edemezsin.” dedi. “Nereye gidiyorsun?” dedim. “Bilmiyorum artık hiçbir yere seyahat etmek istemiyorum, burada kampta kalmak istiyorum. Annemi, karımı kaybettim. 6 çocuğum ve bir kardeşim denizde boğuldu. Param yok, hiçbir dileğim yok. Sadece burada kalmak istiyorum. Gidecek hiçbir yerim yok!” Mülteci parfümüne alışınca başka bir yere gidemiyorsun.

– “Mülteci parfümü” ne demek Kemal?
– Üzüntünün parfümü bu. İnsanı alıştırıyor. Bir adam bana “Eğer verecek paran olmasaydı ne yapardın?” diye sordu.

Ona “Buraya sadece size gülümsemek için gelirdim, size çektiğiniz acıları bir an olsun unutturmak için gelirdim.” dedim. Hepsi bu kadar.

Sepet 0 SEPET